Archiv für September 2012

Hindistan‘daki Halk Savaşını destekleyelim!

Hindistan‘daki Halk Savaşını destekleyelim!
Dünyayi sarmış olan emperyalist sistem dünya halklarına karşı açık bir savaş sürdürmektedir. Irak Libya ve Afganistan‘a karşı yürütülen savaşlar 21. yüzyılı biçimlendiren savalardır. Ve şimdi yenilerine hazırlanmaktalar: Surıye, İran vs. Ama emperyalistlerin kendi istekleriyle buna son vermeyecekleri kesin. Aynı zamanda krizin sonuçlarını halkların sırtına yığmaya çalışmaktalar, özellikle ezilen ulusların. Emperyalist ülkelerde de işçi sınıfı sürekli ezilmektedir ve en temel hakları ellerinden alınmaktadır. Faşizm‘in üstü örtülü değil, tam aksine açıktan bir tehlike olduğu kesindir. Emperyalistler aynı zamanda sistematik bir şekilde doğayı da yok etmekteler. Bütün bunlar genel olarak bilinen gerçekliklerdir. Emperyalizmin gerici çizgisi insanların ilerici özüyle ve daha da fazla insanlığın yaşam mücadelesiyle bağdaşmayan bir çizgidir. Emperyalistlerin 90′lardan bu yana “Tarih‘in sonu“ olarak adlandırdıkları işçi sınfının ve dünya halklarının sonudur. Ama sömürü her daim direnişi doğurur. Peru‘dan Filipinler‘e, Britanya Adalar‘ından Çin‘e, Kolumbiya‘dan Kürdistan‘a, Nijerya‘dan Yunanistan‘a. Bütün dünya halklarının ortak isteği bağımsızlık, ulusların kurtuluşu ve en önemlisi devrimdir. Bu emperyalizmi tarihin çöplüğüne atacak olan temel akındır. Yalnız bu noktadaki en büyük sorun emperyalizme karşı savaşların sadece bir direniş olarak kalmaması ve yaşam mücadelesinin ötesinde bir perspektif oluşturamamasıdır. Bu antiemperyalist savaşı daha da büyütüp, geliştirip bir devrimci mücadeleye dönüştürebilmek için bilinçli ve örgütlü mücadeleyi oluşturup koşulsuz şartsız halkın iktidarını kurana dek savaşan bir güç oluşturulmalıdır. Bundan ötürü Hindistan‘a bir göz atmak gerekir. Hindistan‘daki egemen sınıfların alaycı bir şekilde „Parlayan Hindistan“ olarak adlandırdıkları ve örnek olarak „Emperyalizm geliştirir“ söylemeleri zenginler için cennet ama halk için cehennemdir. Ülkenin en zengin 53 kişinin milli ürünün yüzde 31′ini oluşturuyor ve halkın yüzde 77’si günlük 20 Rupees yani 50 Cent ile yaşıyor. Günlük 5000 çocuk açlık ve yoksulluktan hayatını kaybediyor yani yıllık 2 milyon çocuk ölüyor. Halkın büyük bir kesimi Etyopya‘dan daha da fazla açlık çekmekte. Köylülüğün büyük bir krizin içerisinde bulunması emperyalist politikaların sorumlulugundadır ve her geçen gün daha da büyük felaketlere, örneğin yüzbinlerce köylünün intihara teşebbüs etmesinden sorumludur. „Dünyanın en iyi demokrasisinin“ var olan ülkede büyük burjuvalar ve feodal ağaların istedikleri gibi davrandıkları bir ülkedir. Öyle ki, kast sisteminin etkisi altında olan bir ülke. Bütün azınlıklar, uluslar ve halklar „Ulusların hapishanesinde“ yaşamak mecburiyetindeler. Emperyalist sömürüyü büyütmek için uluslararası şirketlerin sınırsızca hareket edebildikleri özel ekonomik bölgeler kuruldu. Onlarca milyon insan kapitalin doğal kaynaklarından yararlanabilmesi için atalarının yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sürgün edilerek zorunlu olarak sınıriçi mülteci konuma düşürüldüler. Tüm bir kitabı doldurabilecek daha bir sürü örnek sunabiliriz. Önemli olan antiemperyalist ve antifeodal devrim Hindistan halkı için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu devrim gerçekleştirilmektedir. Egemen sınıflar tarafından sistemin en büyük tehlikesi olarak algılanan Hindistan Komünist Parti’si (Maoist) çatısı altında bir halk savaşı gelişmektedir. Hindistan‘da tarımın yoğun olduğu bölgelerde binlerce, hatta yüzbinlerce örgüt, halkın iktidarını kurmuş bulunmakta. Yüzyıllardır hiçbirşeye sahip olmayan insanlar bugün devrimci halk komiteleri sayesinde kendi devletlerini kurmuş bulunmaktalar. Onlar kendi örgütlü güçleri ile açlığın olmadığı eğitim ve sağlık sisteminin olduğu ve herkesin kendine ait topraklara sahip olduğu bir toplum yarattılar. Orada feodal ağaların ve emperyalistlerin egemenliği değil, halkın ihtiyaçları ön planda olmakla birlikte, gerçek demokrasi yaşanmaktadır, halkın demokrasisi. Şehirlerde devrimci kitle örgütleri ilerici adımlar atmaktalar. Hindistan işçi sınıfı Şubat ayının sonlarında insanlık tarihinin en büyük grevini gerçekleştirdi. Bu greve yüz milyon insan katıldı. Egemen sınıfın Maoistler‘in etkisinden korkusu gittikçe artmaktadır. Halk savaşı toplumun en derin temellerini sarsmaktadır. Tahmin edileceği gibi, egemen sınıflar devrimci hareketin gelişimine seyirci kalmamaktadır. Heryerde ve her zaman davrandıkları gibi davranmaktalar: halkın çabalarını kana bulamaya çalışmaktalar. Ayaklanmaları bastırmaya çalışan Birleşik Devletler „uzmanları“ ve İsrael‘in Mossad‘ı da çoktan işin içinde; devrim karşıtları ve gerici devletle işbirliği yapmaktalar. Devletin silahlı istihbarat teşkilatları hergün gerillaya karşı savaşmaktadır. Asker ve havva kuvvetleri her geçen gün daha açık bir biçimde savaşa katılmaktadır. Gerici devlet Naziler‘in İkinci Dünya Savaşı‘nda antifaşit direnişe karşı düzenlenen kampanyalara benzer Salwa judum, „Green Hunt“ gibi zalim kampanyalar düzenledi ve bu politikayı hala uygulamaktadır. Devrimci liderlere karşı sistematik bir biçimde cinayetler, işkenceler ve suikastler düzenlenmekte ama halk boynunu egemeden direnmektedir. Halk savaşı hiç durmadan yönetimi ele geçirmek için gelişiyor. Bilinçli örgütlülüğün varoluşundan ötürü bu savaşın sürdürülmesi imkansız değil. Bu haklı savaş enternasyonal bir görevdir ve bizler sonuna kadar bunun destekçisiyiz. Hindistan‘daki halk savaşı dünya halklarıyla kaynaşmalı ve büyük devrimci akının bir bölümü olmalı ve nihayetinde Emperyalizm‘i çökertmeli. 1200 milyon insanın yaşadığı bir ülkede tutarlı bir antiemperyalist hareketin ilericiliği Emperyalizm ve ezilen ulusların arasındaki dengeyi değiştirecek ve böylece dünya çapında devrimci gücün bir kıvılcımı olacak. Bu hareketi desteklemek sadece bir görevi yerine getirmek anlamına gelmemektedir, tüm ülkelerin gelişmesine katkı sunacaktır. Bu vesileyle 24. Kasım‘da Hamburg‘da enternasyonal bir konferans düzenlemekteyiz ve enternasyonal çapta Hindistan‘daki halk savaşının desteklenmesini ümit ediyoruz. Bu konferansa değişik ülkelerden delegeler katılarak kampanyamızı geliştirebilmek için tecrübelerini ve fikirlerini sunacaklar. Beklentilerimiz antiemperyalist ve devrimci insiyatifin, işçilerin, kadınların, gençlerin, göçmenlerin, sanatçıların ve entellektüellerin isteklerinin ve enerjilerinin ifade edildiği bir ortam yaratabilmek. Bu konferansın basite indirgenmesini değil, proleter Enternasyonalizm‘in canlı bir ifadesi olmasini istiyoruz. Konferansımız bu amacı paylaşan tüm güçlere açıktır. Bu yüzden: Enternasyonal
Konferans‘ımızla Hindistan‘daki Halk Savaşını destekleyelim!

erweiterte Unterstützerliste

Folgend wurde die Unterstützerliste erweitert:

Zambon Verlag Frankfurt

Indiensolidaritet Schweden

Ab nun befindet sich ein neuer Kategorien-Reiter in der oberen Liste.
Veranstaltungen weisen auf Termine hin, an denen Informationen und Neuigkeiten rund um die Indienkonferenz und den Volkskrieg dargeboten werden.

Ebenso findet sch nun der Aufruf auf türkisch hochgeladen unter folgendem Link!

weitere Unterstüzer für die Konferenz

Wir freuen uns mitteilen zu können, dass jetzt auch folgende Organisationen die Konferenz unterstützen:

Zusammen Kämpfen Bundesweit
Red Action Croatia
Revolutionärer Aufbau Schweiz
Kulturgruppen Naxaliterna (Schweden)

Online

Der Blog zur Internationalen Konferenz zur Unterstützung des Volkskrieges in Indien, am 24.11.12, in Hamburg, ist nun online geschaltet.

Support the People`s War in India!

offensive against the peoples of the world. Imperialist wars of aggression as those against Iraq, Afghanistan and Libya, mark the beginning of the century. They prepare the next war against Syria, Iran or any other, because one thing is certain, that they are not going to stop voluntarily. At the same time, they impose on people the consequences of the crisis, especially on the peoples in the oppressed nations, but also in the imperialist countries themselves, the working class is constantly trampled and their fundamental rights are quickly stolen away. In this situation, fascism is not a nebulous threat, but an active force. At the same time, the imperialists systematically destroy the planet. All this is well known. This shows that imperialism is reaction all along the line, it shows that imperialism is not consistent with the progress of humanity and, indeed, the survival of an ever larger part of the world population. The end of history that the imperialists announced loudly since the nineties, is a hell for the proletariat and peoples of the world. But, more oppression spurs more resistance, and so, from Peru to the Philippines, from the British Islands to China, from Colombia to Kurdistan, from Nigeria to Greece, all around the world, the countries want independence, the nations liberation, and the peoples revolution. This is the basis for a current that will bury imperialism. The problem is, in many cases, that the struggle against imperialism is limited only to the resistance with no prospect but the mere survival. Therefore, in order to develop this resistance as a powerful wave of antiimperialist and revolutionary struggles, the conscious organized factor is required to be able to lead the consequent struggle to establish the peoples Power. Hence, it is worth the effort to take a look on India. India, which the ruling classes cynically present as the Shining India and a supposed example of that imperialism brings development, is a heaven for the rich and hell for the people. While the wealth of the 53 richest people in the country is equal to 31% of GDP, the 77% of the population live with an income of less than 20 rupees (approximately 50 Euro cents) a day. Every day 5,000 children die from starvation and malnutrition, that is almost two million child deaths per year. The percentage of hungry people is greater than in Ethiopia. The agrarian crisis, a direct result of the imperialist policy, causes immense misery to the peasantry and results in a wave of suicides, with hundreds of thousands of desperate peasants who have committed suicide. The greatest democracy in the world, is a country in which the big bourgeoisie and landlords do what they please. A country where the caste system is still fully intact. Where different minorities, different nationalities and peoples are forced to live in a prisonhouse of nations. In order to increase the imperialist exploitation, they established Special Economic Zones, where the socalled transnational companies can operate without limits. Tens of millions of people are forced to become internal refugees, because they are expelled from the land where their ancestors have since thousands of years, so that Capital can steal the raw materials existing there. We could mention many other examples, this might fill all a book, the question is clear: the anti-imperialistic and anti-feudal revolution is a necessity for the vast majority of the people of India. This revolution is ongoing. Under the leadership of the Communist Party of India (Maoist) a people’s war develops – described by the most important representatives of the ruling classes as the greatest danger for their system. In the countryside there are thousands of organizations of the genuine peoples power. In the Revolutionary People’s Committees, those who for centuries have had nothing have started to construct their own state. They organize with their own forces a society where there is no hunger, where there is education and health, and the land belongs to who tills it. There are no landlords or lackeys of the imperialists. There, the needs of the people are law. There, they live the true democracy, the new democracy of the people. In the cities, the mass organizations are advancing by leaps, in February this year the working class of India has carried out the biggest strike in history of humanity, involving 100 million people, and the ruling classes are terrified by the growing influence of the Maoists. The People’s War stirs the deepest foundations of society. The ruling classes and their imperialist bosses – how could it be otherwise? – are not sitting quiet with folded arms watching the advance of the revolutionary movement. They act as always and everywhere have done; they seek to drown in blood the struggle of the people. Specialists in counterinsurgency from U.S. and Israeli Mossad are there to assist on the field the repressive forces. Paramilitary State forces are fighting daily against the guerrillas – the so-called paramilitaries are militarily organized and armed. The Army and Air Force every time more openly takes part in the fighting. The reactionary state has launched barbaric reactionary campaigns such as: Salwa Judum, „Green Hunt“, among others, and implemented a policy that is comparable to the Nazi campaign against anti-fascist resistance in World War II. They apply systematic murder, torture and disappearances against the revolutionary leaders. But the people do not summit. The peoples war advances without stopping, with the clear course in direction of seizing Power. This is possible, since the conscious and organized factor, which we have spoken about above, exists and is able to consistently lead the fight to the end. Their struggle is just and it is an internationalist duty to give them our full and unwavering support. The People’s War in India has to merge with the struggle of peoples around the world and be a part of the great revolutionary current that will ultimately defeat imperialism. The development of a consistent antiimperialist movement in a country of 1.2 billion people will change the balance of forces between imperialism and the oppressed nations, and therefore it would be a great boost for the revolutionary forces around the world. To support this movement does not mean only to fulfill an obligation, but to serve the advancement of our movement in all countries. It is in this sense that we organize an international conference on 24 November this year in Hamburg. We hope that this conference will be a major boost to the international movement of support to the People’s War in India. Delegations from different countries will participate in it and through this they will bring their experiences and ideas on how to raise this campaign to a higher level. We want a conference that expresses the initiative, the energy and the anti-imperialist and revolutionary will of proletarians, women, youth, immigrants, progressive artists and intellectuals. We do not want it to be only a formal act, but a living expression of proletarian internationalism, so that it may serve to give concrete progresses to the campaign of support. The conference is open to all forces who share this objective. Therefore:
Everybody to the International Conference in Support of the People’s War in India!